Su Savaşları

Su yoluyla suya giden köye yardım zamanı

Su yoluyla suya giden köye yardım zamanı

TRT Belgesel kanalında yayınlanan Su Savaşları’nın 8. Bölümü Hint Okyanusu kıyısındaki Antsırıhamıanana köyünde geçiyor. Sadece su yoluyla ulaşılabilen bu köydeki sorunu bakalım Çağlar ve Hakan çözebilecek mi?

Dünya üzerinde öyle coğrafyalar var ki insanı şaşırtıyor. Kimi zaman yerleşim yerleri olarak zorlu coğrafyalar seçilebiliyor. İşte Hint Okyanusu’yla Pangelan Kanalı arasında bulunan Antsırıhamıanana köyü de böyle bir yer. Bu köyde çocuklar doğar doğmaz küçük omuzlarına büyük bir sorumluluk yükleniyor. Sergino ve arkadaşları suyu karşı kıyıdan almak zorundalar. Her gün kanoyla köylerine içme suyu taşıyorlar. Su Savaşları ekibi bu sefer işte bu zorlu coğrafyada su bulmaya çalışacak.

Kanoyla yolculuk başlıyor

Su Savaşları Belgeseli’nde bu sefer Çağlar ve Hakan’ın yolu Hint Okyanusu kıyısındaki Antsırıhamıanana köyüne düşüyor ancak köye ulaşmaları kolay olmayacak, önlerinde zorlu bir su yolcuğu var. Köyün adı Antsırıhamıanana; su yoluyla suya gidilen köy anlamına geliyor. Köye araçla erişebilmek mümkün değil, kanoya binip kürek çekmek gerekiyor. 1 buçuk saatlik yol var kanoyla. Su Savaşları ekibi her zamanki gibi uyumlu bir ekip çalışmasıyla yola koyuluyor. Çağlar Demirkapı: “Arabayı bıraktık, bindik kanoya, gidiyoruz, gidiyoruz ama çok güzel bir doğa manzarasıyla beraberiz. Sağımız, solumuz kuşlar, hiç adını bilmediğimiz kuşlar, adını bilmediğimiz bitkilerin arasından gidiyoruz. Bir yandan manzaraya bakıyoruz, bir yandan da Hakan’la sohbet ediyoruz” diyor.

Etkileyici karşılama

Çağlar ve Hakan köye ulaşmak için tek yol olan su kanalından ilerliyorlar. Köye karayoluyla ulaşım mümkün değil, tek araçları aliza ağacından yapılma kanoları. Egzotik flora ve fauna onları tüm ihtişamıyla selamlıyor. Bu yolculuklarında kürek seslerine alışılmadık sesler karışıyor… Derken karşı kıyıdan sesler geldiğini fark ediyorlar. Hakan Girginer: “Yavaş yavaş insan sesleri duymaya başladık, belki köyün gürültüsüdür dedik. Gittikçe sesler artmaya başladı ve uzaktan rengarenk insanların sahile toplandığını gördük. İşte orada Çağlar da, ben de anladık bizi karşılamaya gelmişler.” Çağlar Demirkapı: “Öyle bir şeyle karşılaştık ki cümbüş var. Karnaval gibi ortalık hatta baktım şarkının sözlerine salama yani selam bizi selamlıyorlar bizim için gelmişler hazırlanmışlar belki iki saattir oradalar. Gelirken haberleri var ama saat kaçta geleceğiz ne yapacağız bizi o kadar önemsemişler ki…” diyor.  Su çıkmadan kutlamaları başladı bile. Suya kavuşma ihtimali bile köylülere yetmiş görünüyor. Hakan Girginer: “Biz karşılamalara alışkınız ama bu bambaşkaydı, tüylerim diken diken oldu  Bütün samimiyetiyle karşıladılar bizi” diyor.

Gerçek tabloyla karşılaşıyorlar

Çok uzak ülkeden gelen bu iki Türk onların hayatlarını kökten değiştirecek. Okyanusun sesi uzaktan çok güzel geliyor ama sahile çıktığınız zaman bir duvarla karşılaşıyorsunuz. Sizi davet etmeyen, uzak dur diyen hırçın bir duvar var karşınızda. Rüzgar kesilebiliyor ama dalgalar hiç bitmiyor! Çağlar Demirkapı: “Bu taraf deniz Hint Okyanusu’na geliyorsunuz ama öbür tarafta bizim geldiğimiz kanal var. Cennet gibi bir yer ama bu adada bu insanlar suya muhtaç. Bu arada çocuk ölümleri, hastalıklar onlar için çok normalleşmiş. Öğrenilmiş çaresizlikler var, insanlar yeni şeyleri denemeye hiç alıştırılmamış gibi geliyor bana. Su karşı kıyıda mı var, nesillerce o karşı kıyıdan gidip kanolarla getiriyorlar suyu” sözleriyle anlatıyor izlenimlerini.

Önce sorunu tespit etmek şart

Muhteşem karşılamanın ardından köyün çocukları etraflarını sarıyor, onlarla beraber köyü keşfetmeye başlıyorlar. Köy halkı suya ulaşmaya çalışmış aslında ama bunu kazma, kürekle yapmayı tercih etmişler zaten başka imkanları da yok fakat kazma, kürekle kuyu kazmaya çalışırsanız o kuyu üzerinize yıkılır, çok ilerleyemezsiniz. Onlar da 4-5 metre kazmışlar ve su çıkmayınca pes etmişler. Çağlar Demirkapı: “Biliyoruz ki köylüler sondaj denemiş daha önce çok denemişler. Onlardan birine çocuklar götürdü bizi. Baktık elle, kürekle ne kadar kazabilirsiniz. Her seferinde ya taşa denk gelmişler ya pes etmişler. ‘Buradan biz suyu bulamayız, karşıya kanomuzla gidip suyumuzu alıp gelelim’ demişler, nesillerdir böyle devam ediyorlar” diyor. Su Savaşları ekibi, toprağı zemini analiz edip suya ulaşmak için çözüm yollarını konuşuyorlar. Mevcut zeminde manuel vurguyla sondaj yapmaya karar verdiler. İnce uç ve manuel burgu gibi malzemeleri almaya araca dönmeleri gerekiyor. Kanoyla tekrar araçlarının olduğu yere dönmek üzere yola çıkıyorlar ancak hava da kapatıyor…

Bakalım Su Savaşları ekibini köye dönüş yolculuğunda neler bekliyor…

Devamı için takipte kalın…

BİZİMLE BİR SU PROJESİ YAPTIR

Herkesin temiz suya erişebildiği bir yeryüzü mümkün. Sen de desteklerinle Su Savaşçıları'na katıl.


Bağış Yap